7 Aralık 2009 Pazartesi

Kendime Mektup

Bu kendime yazdığım bir şey olacak ama sırf kendime saklamayacağım.

Sen gittiğinden beri hiç bir şey hissedemiyorum. Evet bazen üzülüyorum deli gibi, bazen de mutluluk iliğime kadar güldürüyor beni ama demek istediğim o değil.

Yaşamak seninle çok güzeldi ama öyle bir büyütmüşüm ki seni gözümde; gerçeği öğrenince çöktü tüm yarattığım kahraman bir anda. Güvenemedim kimseye senden sonra, ağlayamadım alkol içmeden.

Ha ağladım aslında, ilk duyduğumda gittiğini, ağladım, çünkü hiç beklemiyordum. Aslında bir kereden çok daha fazla ağladım tamam itiraf ediyorum. Yattığımda bazen uyumadan bazen de rüyamda ağladım. Biliyorum sana söz verdiğimi: "bir daha ağlamayacaktık". Tamam bozdum sözümüzü ama sen bozmadın mı? Sen de ağlamadın mı gittikten sonra, sen de bağırmadın mı kimsenin duymayacağından emin olunca, sen de küfür etmedin mi yaşananlara? Sen de çaresiz kalmadın mı ara ara?

Şair yanlış demiş yahu, onun gerçeği: sen gittin ya; kimse sana benzemiyor artık. Humm aslında rakı belki biraz. Şakayı sktir et, aramızı yumuşatmak için yaptım eskiden olduğu gibi ama hadiseye dönersek; doldurabileceğim bi boşluk değildin, yaşanacak o kadar şeyimiz vardı ki seninle; dolduramadan gittin. Seninle tartışmak istediğim o kadar film, o kadar kitap, o kadar maç, o kadar kız, o kadar rakı, o kadar yol, o kadar... o kadar her şey var ki. Ama onları aştım ben, benim derdim; öyle bir zaman geliyor ki sana danışmak istiyorum hayatımda kararsız kaldığım bi anda, onu yapamıyorum ya, işte o beni öldürüyor.

Gidişine kızgın mıyım, üzgün müyüm; senden nefret mi ediyorum, çok mu seviyorum; seni çok mu özlüyorum, hiç mi takmıyorum bilmiyorum. Benim aklımda tek bir soru var:

Sana ihtiyacım var mı?

Yok mu?